Kırılmış o son eşyayı mı ?
Masada duran hiç kirlenmemiş bardakları mı ?
Başımı döndüren ve sonradan kısalan saçlarını mı ?
Hakikati, düpedüz.
Yok, yok.
Bak dolambaçlı bir yol bu.
Aynı yere dönmeyelım diye hatırlarım.
Kahvenin aynı bildik tadı, değişmiyor.
Beşiktaşın sokakları soğuk ve kararsız.
Hakikat, yoksa yalan mı ?
Değildir umarım.
Sessiz sinemada başka gemilerin tarifini,
Kartal heykelinde dilenen dilencinin acizliğini,
Kırgınlık ertesilerinde çiçeklerinin önemini,
Bensiz günlerin sana getirilerini soramadım.
Öyle ya, sıradan bir insanım.
Şimdi, cevabını duyamayacağım şekilde,
Ve lütfen, neyi temsil ettik şimdi ?
Sorgulamamak en iyisi.
Sev..,Ay...
İlk elin günahı |
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder